Hacı Celil Yıldırım (Hecî Celîlê Heso), Azizi aşiretindendi. Köyümüzdeki iki Azizi hanesinden biri Hacı Celil'in ailesi, diğeri ise Hacı Tahir'in ailesiydi (Hacı Tahir Çiçek - Tahırê Koço). Köydeki Redkilerle dayı-yeğenlik bağından dolayı Iğdır'dan beraber göç etmişler. Hacı Hamit Kandemir, Hacı Celil'in yiğitliğinden bahsederken, "Azizilerin yiğitleri tam yiğit olur, ölüm bile umurlarında olmaz. Dindarları da tam dindar olurlar." derdi.
Hacı Celil (Yıldırım) bir ara Tutak'ın bir köyüne, Sipkilerin içine göç etmiş. Tutak'taki beylerden biri, Ferhat Kandemir'e şöyle demişti:
"Kazlı'da ne olmuşsa, Hacı Celil küsüp bizim köye gelmişti. Bizimkilerden 10-15 köy, babamlara, amcamlara bağlıydı. Babam ve o zamanki büyükler de, 'Bu adam kimdir ki böyle elini kolunu sallayarak geldi, köye yerleşti? Normalde köyler, dışarıdan sadece köylerine çoban olarak gelenleri kabul ederler.' dediler. Birkaç büyük, Hacı Celil ile konuşmaya gitmişti. Hacı Celil, kim hangi niyetle gitmişse onlara kendi üsluplarında cevap vermişti. En son babam gitmişti, sert konuşmuştu. O da babama aynı sertlikte cevap vermişti. Babam demişti: 'Gerçekten de sen yiğit bir insansın. Gelmişsin buraya, hiç kimsenin de lafını yemiyorsun.' Hacı Celil'in yiğitliği ve mertliğinden dolayı bizimkiler onu bir kardeş gibi sevdiler. Sonra tekrar Kazlı'ya göç edecekti, bu seferde herkes gitmesin diye yalvarıyordu."
Hacı Hamit Kandemir, torunu Ferhat'a şöyle demişti:
"Kazlılıların çoğu Eski Van Caddesi'nde dükkân aldı. Herkes Ceda Qazi (Kazlı Caddesi) diyordu. Kazlılıların o caddede öyle rahat olmasında, kimsenin onlara karışamamasında Hacı Celil'in rolü çok büyüktü."
Hacı Nüsret Öner ise Hacı Celil hakkında şunları anlatmıştı:
"Amcamın oğlu İsa Hoca (Öner), Tutak'ın bir köyünde öğretmendi. Çocuklar yaramazlık yapmıştı, İsa Hoca da onları dövmüştü. Bir aile bunu kabul etmemişti, İsa Hoca'yı dövmeye niyetlenmişler. Tabii Kürtlerde bu vardı; dövmeden önce kim olduğunu araştırırlar. Araştırıyorlar, 'Kimdir?' diyorlar. Bazıları, 'Hacı Celil'in akrabasıdır.' diyor. Onun üzerine İsa Hoca'ya karışmıyorlar. Hacı Celil çok saygın bir insandı."
Bu arada Hacı Celil'in bir kızı Tutak köylerinde evli.
Kürtlerin inanışına göre Leyl ve Mecrum (Leyla ve Mecnun) öldükten sonra ikisi de birer yıldız olmuş ve yılda bir defa birbirlerinin yanından geçerlermiş. İnanışa göre, kim Leyl ve Mecrum, yani Leyla ve Mecnun yıldızlarının birbirlerinin yanından geçtiğini görürse ne dilerse kabul olurmuş.
Heci Celil'in karısı Cemile, bu iki yıldızın ne zaman birbirlerinin yanından geçeceklerini biliyormuş. O gece, gece boyu beklemiş. Yıldızlar birbirini geçince, "Rısk, sıpi, rışk." demiş. Allah üçünden de çok vermiş. Sonra öyle olunca, "Ben öyle istedim." demiş. Cemile, Hesesori aşiretindendi, Hacı Senem Öner'in annesi Xatun Yel ile akrabaydı.
Bir keresinde Doğubayazıt'ın Berbere köyünde Hacı Celil'in koyun sürüsü otlanıyormuş. Çobanı da o köyden Yasin Yardımcı'ymış. Hırsızlar koyunları, eşeğiyle beraber alıp götürüyorlar. Eskiden Gûrd denilen bölge ile Diyadin arasında çok hırsız varmış. Hayvan ticareti yapanlar bu bölgeye geldiklerinde, tıvıngçi dedikleri silahlı adamları kiralarlarmış. Belirli bir ücret karşılığında onları bu bölgeden geçirirlermiş. Tek başına olanların yanında hayvan ya da para, ne varsa soyuyorlarmış. Bir keresinde İsmail Akdeniz (İsmailê Uso) de bu bölgede soyulmuş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder